Roman kitap okumaya başlayanların en sevdiği edebiyat türüdür. Bildiğiniz gibi bizlerinde hayata bakışını yansıtan dini içerikli romanlarımız vardır. Bu romanlar bizlere ideal hayatlarla umutlu olmamız gerektiğini öğütlemişlerdir. Bu ideal hayatlar bizlere nasıl bir hayat yaşamamız gerektiği hakkında da bir direktif sunmaktaydılar. Kardeşlerim bu romanlarda yaşayan erdemli insan erdemli toplum erdemli ülke oluşturulma aşamasının benim yaşadığım bu günlerde tamamlanacağı hedefi rahatlıkla hissedilebiliyordu.

Kardeşlerim okuduğumuz bu romanlarda ki kahramanlar bizlere devamlı sıkıntıların bitmesi için gerekli olan fertler yetişiyor. Fatihler geliyor. Hatta siz fatihsiniz diyorlardı. Yani az bir zaman sonra sizin sayenizde size gıpta ederek biz roman kahramanlarının yaşadığı gibi elinizi dokunduğunuz sesinizi duyan herkes müslüman olacak ibadetlerini yapacak camileri dolduracak huzurlu günler yaşayacaksınız diyorlardı. Açıkça belirtmeliyim ki ben bu romanlarda anlatılan her şeye inandım. Çünkü ben bu kahramanların yerine kendimi koyuyordum. Ve hedef olarak bu kahramanların yaşadığı gibi bir hayat yaşamak istiyordum. Düşüncem bu romanları okuyan bütün kardeşlerimizin benim gibi düşündüklerine inanıyordum. Derdin ne diye soran kardeşlerim derdim ben o roman Kahramanlarını göremiyorum. Mus’ab’ları Fatih’leri zulüm nerdeyse oraya yardıma koşan şehit düşen bu roman kahramanlarını görmek istiyorum.
Kardeşlerim hepiniz hatırlayacaksınızdır kahramanlarımız büyük sıkıntılarla köyde yiyecek ekmeğe muhtaç olduğu bir fakirlik yaşıyor okuyor üniversite kazanıyor her gittiği yere İslam ahlakını dinimizin güzelliklerini yaşayarak götürüyor ve toplulukları değiştiriyordu. Devamla köyüne memleketine doktor mühendis öğretmen olarak dönüyor orada yaşayan halkı da değiştiriyordu. Köy ağalarına arsıza hırsıza meydan okuyor ve kazanıyordu. Bütün yaşantısında dinimizin güzel hasletlerini yaşamak için inanç mücadelesi veriyordu. Veya sonradan tanıştığı bir kişi sayesinde İslam’ı tanıyan başka bir kahramanımız büyük sıkıntılı bir inanç mücadelesi veriyor okul bırakıyor ailesine saygılı bir duruş sergileyerek onları iknaya çalışıyordu. Hatta bazen bu mücadele sırasında medreseyi yusufiyyeye giriyorlardı.
Evet, kardeşlerim okuduğum romanlarda bu ve buna benzeyen inanç mücadeleleri bana bu günlerimizin sıkıntısız dertsiz geçeceği umudunu veriyordu. Çünkü bu romanları bir kişi alıyor yüz kişi sırayla okuyup böyle olacağız sözünü kendimize veriyorduk. İşte bahsettiğim yaşanacağını umduğum günlerin içerisindeyim. Yaşadıklarım karanlıkların sıkıntıların acımasızlıkların vahşiliklerin yaşandığı günler. Söz verenlerden biri olarak yaşamımın bir dakikasını dahi romanlardaki güzellikte yaşayamadığımı itiraf etmek istiyorum. Yaşayamama sebebini romanlara fatura edecek değilim. Onların beni kandırdıklarını gerçek hayatla roman hayatının farklı olduğunu da iddia etmeyeceğim. Çünkü ben hayatımın bütün aşamalarında bu hayattan uzak olmak istedim kendi isteğimle buna karar verdim. Roman kahramanının karşılaştığı problemlerin hemen hemen hepsiyle karşılaşmama rağmen onları aşmakta kullandığım metot hep benim menfaatime olan şey neyse o oldu. Hâlbuki kahramanımız kendini değil inancı neyse onu tercih ediyordu. Zarar göreceğini bile bile inancım diyordu. Ben ise bütün hayatımda menfaatim neyse o diyorum. Tamam, namaz kılıyorum ibadetlerimi hamdolsun aksatmıyorum ama ticaretimde alış verişimde ailemle ilgili yaşantımda daha doğrusu bütün insani ilişkilerimde büyük problemler yaşıyorum. Bunun sebebi hep menfaatimi düşünmem inancımı değil. Mesela kahramanlarımız bir tedavi yaptığında bir hizmet gördüğünde üstünde durarak karşılığını rabbimizden beklediğini belirtirken ben bütün hizmetlerimi para karşılığı görüyorum. Evet, tanıdıklarım arasında büyük zorluklar çekerek okuyan söz vermiş mühendis doktor öğretmen olan arkadaşlarım var hepsi parasız hiçbir iş yapmadıkları gibi parasız hizmet olmayacağını iddia etmekteler. Yüz ytl aldıkları bir hizmetin on lirasını cemaatlerinin nereye harcadıklarını sormadıkları yerlere doksan lirasını son model lüks arabasının içine koku için harcamaktadırlar. Veya milyar ytl değerindeki villalarının kapı ziline harcamaktadırlar. Ben de söz vermiş bir imam olarak cemaatimin cenaze defin hatim mevlit hizmetlerini fiyatlandırılmış olarak görmekteyim. Bundan utanmıyorum. Bende onlardan aldığım paraların bir lirasını hayır işlerine doksan dokuzunu cumburlop cebe indiriyorum. Ben buyum inkâr mı edeyim Hâlbuki kahramanlarımız on lirayı ihtiyacı için harcar doksan lirayı kendisini tanımayan bilmeyen yardıma muhtaç kişinin kapısına görünmeden bırakırdı.
Yani kardeşlerim kendi elimizle kendi isteğimizle bilerek ve isteyerek bu günümüzü kararttık. Romanların fatihleri mus’ab’ları olamadık. Olmak istemedik. Zor olan iğrenilecek dünya hayatının zevklerine daldık. İnancımızla dünya arasındaki tercihlerimizin hepsini dünyadan yana kullandık. Ve kaybettik kaybetmeye mahkûmuz. Ve ey müslüman genç kardeşlerim gerçeklerle yüzleşmekten hala kaçıyoruz. Mesela benimle karşılaşan hiçbir kimse bana müslüman olmama rağmen ahlakın çok güzel demedi. Hiç kimse bana müslüman olmama rağmen bir şeyini emanet etmedi. Hiç kimse bana müslüman olmama rağmen mazlumsun demedi hep zalimin yanında yer alan kukla muamelesi yaptı. Burada bir anımı anlatayım. Hiç kimseyle geçmiş ve gelecekle ilgili sohbet ederken biz neden imamların arakasından gitmeyiz biliyor musun çünkü biz mazlumken işkence görürken onlar zalimin yanında kuklalık yapmayı seçiyorlardı dedi. Hiç kimse bana müslüman olamama rağmen verdiğin nasihatler çok etkileyiciydi. Bugünden sonra namaza başlıyorum demedi. Hiç kimse bana müslüman olmama rağmen iffetli ve namuslu kimsedir demedi. Hiç kimse bana müslüman olmama rağmen haram yemez demedi. Müslüman olmama rağmen hiç kimse bana namazını evinde değil daima camide kılar demedi. Müslüman olamama rağmen kimse bana ağzı var dili yok demedi. Müslüman olamama rağmen hiçbir komşum geçmişlerime rahmet salmadı. Bana kimse demediği gibi ben de böyle diyeceğim bir kimseyle karşılaşmadım. Böyle kimselerin sayısı o kadar az ki aynı koca bir ülkedeki padişah gibi. Bir padişahla karşılaşma ihtimali neyse bu gün aramızda komşumuz olan pazarda alışveriş yapan insanlara örnek yaşantı gösteren takvalı müslümanla karşılaşma ihtimali de o kadardır. Bazen duyuyorum şu memlekette biri varmış diye ama ne hikmetse hep kerametlerini insanüstü özelliklerini anlatıyorlar. Uçtuğundan bin kilometre öteden müridini gördüğünden bahsediliyor ama alış verişinden çocuklara nasıl muamele ettiğinden komşusuna ne dediğinden nedense bahsedilmiyor. Benimle meselesi olanların ortak noktası kıldığım namazım, tuttuğum oruç veya yaptığım ibadetlerim değil kötü ahlakımdır.