Sayfa 1 Toplam 12 Sayfadan 12311 ... SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 114 Sayfa bulundu
Like Tree3Kişi Beğendi

Konu: ** OSMANLI'dan SÖZLER /OSMANLI'ya SÖZLER **

  1. #1
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.10.06
    Yer: ♥ In his heart ♥ | MOMMM!!
    Mesajlar: 16.951

    ** OSMANLI'dan SÖZLER /OSMANLI'ya SÖZLER **

    27 Ocak 1299, Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Yıldönümüne İthafen..

    ...







    “Allah-u Teâlâ’nın emirlerine muhalif bir iş işlemeyesin! Bilmediğini şeriat ulemâsından sorup anlayasın; iyice bilmeyince bir işe başlamayasın! Sana itaat edenleri hoş tutasın! Askerine inâmı (nimeti),ihsanı (ikramı) eksik etmeyesin ki, insan ihsânın kulcağızıdır. Zâlim olma! Âlemi adâletle şenlendir ve cihadı terk etmeyerek beni şâd et!..

    “Nerede bir ilim ehli duyarsan ona rağbet, ikbâl (ilgi) ve yumuşaklık göster. Askerine ve malına gurur getirip müminlerden uzaklaşma. Bizim mesleğimiz Allah yolu ve maksadımız Allah’ın dinini yaymaktır. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik dâvâsı değildir. Sana da bunlar yaraşır.Daima herkese ihsanda bulun. Memleket işlerini noksansız gör! Hepinizi Allahu Teâlâ’ya emânet ediyorum!” Sözlerini tamamladıktan sonra tekrar yanına çağırmış ve vasiyetine hususî olarak şunu da eklemişti:“islâmbol’u (istanbul’u) aç gülzâr (gül bahçesi) et!”


    OSMAN GAZİ (Orhan Gazi’ye vasiyeti)






    “Osmanlı’ya iki kıta üzerinde hükmetmek yetmez! Zirâ i’lâ-yı kelimetullâh azmi iki kıtaya sığmayacak kadar büyük bir davadır. Selçuklu’nun vârisi (mirasçısı) biz olduğumuz gibi Roma’nın (Avrupa’nın) vârisi de biziz!..”

    ORHAN GAZİ






    “Sakın, orduya ve zenginliğe mağrur olma. Hakikî âlim ve âriflere, bilginlere hürmet edip, sarayında onlara yer ver. Benim hâlimden ibret al ki, zayıf, güçsüz bir karınca misâli, hiç lâyık olmadığım hâlde buraya geldim ve Allah-u Teâlâ’nın nice ihsânlarına ve inâyetlerine kavuştum. Sen de benim uyduğum ve uyguladığım nizâmı uygula, Muhammed Aleyhisselâm’ın dinini, bu yüce dinin mensuplarını ve itaat eden diğer tebanı himâye eyle! Allah-u Teâlâ’nın hakkını ve kullarının hakkını gözet.

    “Dinimizin tâyin ettiği beytülmâldeki (devlet hazinesi) gelirin ile kanaat eyle! Devletin zarurî ihtiyaçları dışında sarfiyatta bulunmaktan son derece sakın! Senden sonra geleceklere de aynı nasihatlerde bulun ve iyice tembihle. Dâimâ adâlet ve insaf üzerine bulun. Zulme meydan verme. Herhangi bir işe başlayacağın zaman, Allah-u Teâlâ’nın yardımına sığın! Tebanı, düşmanların ve zâlimlerin saldırılarından koru. Haksız olarak hiç kimseye muamelede bulunma. Dâimâ halkını hoşnut edecek şeyleri arayıp, yapılmasını sağla. Onların gönlünü kazanmayı, bunun devamını ve artmasını büyük nimet bil! Tebanın sana olan güveninin sarsılmamasına son derece dikkat eyle.”



    I. MURAD (HÜDAVENDİGAR)






    “Unutma ki, yüce ecdâdımızın büyük zaferleri, görünüşte kılıcın gölgesinde olmuşsa da hakikatte akıl, mantık ve muhabbet güçleriyle gerçekleşebilmiştir.

    “Ey oğlum! Adâletten hiç ayrılma! Çünkü Allah âdildir ve âdil olanı sever. Bir bakıma sen O’nun yeryüzündeki halifesisin. O, sana lütuflarda bulunmuş ve kullarının başına serdar eylemiştir; bunu unutma!..

    “Ey oğlum! Bu dünyada üç türlü insan vardır: Birinci grup, akıl ve fikirleri yerinde, istikbâli az çok gören ve düşünen, hiçbir gayr-i tabiilikleri olmayan kimselerdir. İkincisi, hangi yolun doğru veya eğri olup olmadığını bilmekten uzak kimselerdir. Ancak bu duruma kendi istekleriyle değil, etraflarının tesiriyle düşmüşlerdir. Nasihat edildiğinde doğru yola gelip hakikati kabul eder ve söz dinlerler. Bununla birlikte çoğu zaman da duyduklarına uyarak yaşarlar. Üçüncüsü ise ne kendileri bir şeyden haberdardır, ne de yapılan ikaz ve nasihatlere kulak asarlar. Sadece kendi arzularına uyar ve her şeyi bildiklerini zannederler; bunlar en tehlikeli olanlardır.


    ÇELEBİ MEHMET






    *Eğer Padişah Ben İsem, Size Emrediyorum. Gelip Ordunun Başına Geçin. Eğer Padişah Siz İseniz, Gelip Devletinizi Düşmanlara Karşı Savunun.

    * İmparatorunuza Söyleyin. Şimdi ki Osmanlı Padişahı Öncekilere Benzemez. Benim Gücümün Ulaştığı Yerlere, Sizin İmparatorunuzun Hayalleri Bile Ulaşamaz.

    * Ya Ben Bizans'ı Alırım; Ya da Bizans Beni.

    * Fatih Olmasaydım Ulubatlı Hasan Olmak İsterdim

    * Yapmak İstediğimi Sakalımın Bir Teli Bile Bilseydi, Sakalımın O Telini Hemen Koparır ve Yakardım

    * Bu Dünya Ölümlüdür. Her Fani Gibi Bende Ölümü Tadacağım.

    * Dünya Devleti Ebedi Değildir. Fani Cihanda Hiç Kimse de Ölümsüz Değildir. İnsanların Dünyada Nefesleri Sayılıdır ve Ölümsüzlük Kapısı Kapalıdır.

    * Hayatım Boyunca ALLAH'ın Emirlerinden Dışarı Çıkmadım. ALLAH'ın Rızasını Kazanmak İçin Uğraştım. Tek Gayem Bu İdi.


    FATİH SULTAN MUHAMMED HAN





    -Vükela (vekillerin) ve ümeranın (amirlerin) süslü elbiseler giymesi padişahlarına tâzimden ileri gelir.Biz ALLAH(c.c.)'tan başka kime tâzime mecburuz ki bu külfeti ihtiyâr edelim?Bizim padişahımız ALLAH(c.c.), vücudu saran elbiseye değil,içindeki imâna bakar.(Sade giyinmesinin nedeni sorulduğunda)
    -Ey gönül!Başkasından yardım ve dostluk umarak yaşama,düşmandan da korkma!Devlet ve saltanat ancak ALLAH(c.c.)'ın verdiğidir.
    -Ey canım,eğer sana Selimî gibi yüz tane devlet ve saltanat dâhi verilse cihana bağlanıp dosttan uzak olma.
    -Güneş Mustafa(s.a.v.)'nın yüzünün aynasının bir aksidir.Her iki âlem,Mustafa(s.a.v.)'nın bir kılına bağlanmıştır.
    -Gönlünü ve canını O'nun aşkına veren kimse ne kahramandır!Düşüncesi daima Mustafa(s.a.v.) olan kimse ne huzur ve rahat içindedir.
    -Her dertli,mihnete tahammül için biraz gönlünde kuvvet buluyorsa bu kuvvet Mustafa(s.a.v.)'dan gelir.Onun için her dertli O'na minnettardır.
    -O Peygamberlerin Padişahıdır.Diğer peygamberler O'nun ordusudur.Yaradılıştan maksat O'dur.Bu kevn-ü mekân O'nun yüzü suyu hürmetine yaratılmış bir tufeyldir.
    -Ümit sabahı Mustafa(s.a.v.)'nın güzel yüzüdür.Gayıp sırları O'nun ârif olan gönlünden doğar.
    -Ümit eliyle Mustafa(s.a.v.)'nın eteğine yapışan herkes güneş gibi ayağını feleğin üstüne basar.
    -O'nun aşkı ile gönlü mahzun olan her sîne ne bahtiyardır!Mustafa(s.a.v.)'nın yoluna kurban edilen can,ne aziz bir candır!
    -Ümmetlerin cevahir madenlerinden çıkardıkları bütün lâ'l ve inciler Mustafa(s.a.v.)'nın (gzada kırılan) tek inci dişinin diyetidir.



    -Alimlerin bindiği atın ayağından üstümüze sıçrayan çamur, şerefimizdir.

    YAVUZ SULTAN SELİM






    Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi...

    KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN




    M. Asım KÖKSAL


    Konu aliye_aliye tarafından (26-01-2009 Saat 00:19 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 20.08.08
    Mesajlar: 2.057
    Blog Mesajları : 17

    Selamun Aleyküm kardeşim;

    Güzel bir konu açmışsınız teşekkür ederiz.İzniniz olursa bizde Yavuz Bahadıroğlu ndan bir kaç ek yapmak isteriz daha sonra.Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Yıldönümü sebebiyle Osmanlı yı tanıtacak başka konularda açalım inşaAllah.Umarım hayırlı olur ve büyüklerimizin hayatından feyz almak nasib olur.
    Allah celle celalüh e emanet olun kardeşim

  3. #3
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.06.08
    Yer: ''İstanbul''
    Mesajlar: 2.724

    Selamün Aleyküm..
    Osmanlı'nın kuruluş yıldönümü kutlu olsun.. İnşallah içimizdeki Osmanlı ruhunu ve sevgisini ebediyyen koruruz..
    Gerçekten hepsi mühür gibi sözler.. Slaytının da güzel olacağını düşünüyorum.

    Selam de dua ile..


    Dünya Osmanlı'ya Muhtaç-1[YOUTUBE]VBAk1w4WHfg[/YOUTUBE]
    Dünya Osmanlı'ya Muhtaç-2[YOUTUBE]3gSxV0PKLk4[/YOUTUBE]
    Dünya Osmanlı'ya Muhtaç-3[YOUTUBE]DnFlhtgsNlA[/YOUTUBE]
    Konu Guo1903 tarafından (26-01-2009 Saat 15:29 ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 10.09.08
    Yaş: 35
    Mesajlar: 178

    Buradan bir kitap önermek istiyorum Ahmet Akgündüz hoca nın Bilinmeyen Osmanlı eserini arkadaşlarımız temin edip okurlarsa çok şaşıracakları ve hoşlarına gidecek daha önce söylenmeyen birçok gerçeği bulacaklar.

  5. #5
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.10.06
    Yer: ♥ In his heart ♥ | MOMMM!!
    Mesajlar: 16.951

    Alıntı Hasıl ı Kelam´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selamun Aleyküm kardeşim;

    Güzel bir konu açmışsınız teşekkür ederiz.İzniniz olursa bizde Yavuz Bahadıroğlu ndan bir kaç ek yapmak isteriz daha sonra.Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Yıldönümü sebebiyle Osmanlı yı tanıtacak başka konularda açalım inşaAllah.Umarım hayırlı olur ve büyüklerimizin hayatından feyz almak nasib olur.
    Allah celle celalüh e emanet olun kardeşim

    Ve Aleyküm Selam kıymetli kardeşim..
    Ben teşekkür ederim.. Değerli kardeşim, bu konuya sizlerin de katkılarınızı bekliyorum inşallah.. Ben de şu an araştırıyorum, buldukça ekleyeceğim.. Yavuz Bahadıroğlu'nun da sözlerini bekliyoruz inşallah.. Osmanlı üzerine birkaç dökümanım daha var.. Bu konuya eklemeyi düşünüyorum..İnşallah hayırlı olur güzel kardeşim..Rahman c.c razı olsun ilginiz için.. En Güzel'e emanet olunuz. Selam ve Dua ile..

  6. #6
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.10.06
    Yer: ♥ In his heart ♥ | MOMMM!!
    Mesajlar: 16.951

    II. Murad’ın muazzam vasiyeti

    Tarihimizin parlak ya da karanlık sayfalarını süsleyen bir kısım Osmanlı hünkârlarının son anları, ibretli son sözleri ve vasiyetlerini birlikte okuyalım:

    Peygamber müjdesine erişmiş dünyanın en gözde şehirlerinden olan istanbul’u bize hediye eden Fâtih gibi büyük bir insanı yetiştirerek tarihe altın harflerle geçmeyi hak eden Sultan II. Murad’ın vasiyeti şu şekildeydi:

    “Tevekkülüm Hâlik’ımadır. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Salat ve selam Efendimiz Muhammed Mustafa’nın (asm) ve onun iyi, güzel ve temiz soyundan gelenlerin üzerine olsun. …

    (Sultan Murad burada, Saruhan vilâyetinde bulunan malın üçte biri olan on bin filorinin şöyle harcanmasını vasiyet etmişti üç bin beş yüz filori, Mekke fukarasına; ve diğer üç bin beş yüz filori, Peygamberimiz şehri Medine fukarasına harcansın ve ondan beş yüz filori, yine Mekke ahâlisinden Kâbe ve Hatim arasında toplanarak yetmiş bin kere “Lâilâhe illallah” kelime-i tevhidini zikr edip sevabını adı geçen vasiyet sahibine itâ (göndermek) edenlere (Allah hayırlarını kabul etsin) harcansın.

    Yine o paradan beş yüz filori, Peygamberimiz şehri Medine ahâlisinden Peygamberimizin mescidine toplanıp, Ravza-i Mutahhara’ya karşı oturarak yetmiş bin kere “Lâilâhe illallah” kelime-i tevhidini zikredip, sevabını adı geçen vasiyet sahibine itâ edenlere ve Kur’ân-ı Kerim’i defâlarca hatmedip, sevabını vasiyet sahibine itâ edenlere harcansın.

    Geri kalan iki bin filoriden beş yüzü, Mescid-i Aksa’da Sahra kubbesinde yetmiş bin kere “Lâilâhe illallah” kelimesini ve defâlarca Kur’ân-ı Kerim’i okuyanlara harcansın… (Sultan son bölümde şunları vasiyet etmişti Mezarımın üzerine görkemli türbe yapmayın, üstü açık olsun ve vücudumu doğrudan doğruya toprağa gömün ki, Cenâb-ı Hakk’ın rahmeti üstüme yağsın.”

  7. #7
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.10.06
    Yer: ♥ In his heart ♥ | MOMMM!!
    Mesajlar: 16.951

    Fâtih Sultan’ın eşsiz vasiyetnâmesi

    Fâtih’in aşağıdaki tek kelimeyle eşsiz ve muhteşem vasiyeti, Osmanlı’nın hangi insanî anlayışlar ve gayretler neticesinde “Saadet ve Selamet Cenneti” haline geldiğinin en parlak bir nişanıdır:

    “Ben ki, İstanbul Fâtihi abd-i âciz (âciz kul) Fatih Sultan Mehmed, bizâtihi alın terimle kazanmış olduğum akçelerimle satın aldığım İstanbul’un Taşlık mevkiinde kâin (bulunan) ve mâlumu’l-hudut olan 136 bap (parça) dükkanımı aşağıdaki şartlar muvacehesinde (doğrultusunda) vakfı sahih eylerim:

    Bu gayri menkulâtımdan (taşınmaz mal) elde olunacak nemalarla (gelirlerle) İstanbul’un her sokağına ikişer kişi tâyin eyledim. Bunlar ki, ellerindeki bir kap içinde kireç tozu ve kömür külü olduğu halde, günün belirli saatlerinde bu sokakları gezeler. Sokaklara tükürenlerin, tükürükleri üzerine bu tozu dökeler ki, yevmiye 20’şer akçe alsınlar, ayrıca 10 cerrah, 10 tabip ve 3 yara sarıcı tâyin ve nasp eyledim (görevlendirdim). Bunlar ki, ayın belli günlerinde İstanbul’a çıkalar, bilâistisnâ (istisnasız) her kapıyı vuralar ve o evde hasta olup olmadığını soralar, var ise şifâsı ya da mümkünse şifâyap olalar (şifa vereler).

    Değilse, kendilerinde hiçbir karşılık beklemeksizin Dârülaceze’ye (huzurevine) kaldırılarak, orada salâh (ferah) bulduralar... Ayrıca külliyemde inşâ eylediğim imârethânede (aşevi) şehit ve şühedânın harimleri (aileleri) ve Medine-i İstanbul fukarası yemek yiyeler. Ancak, yemek yemeye veya almaya bizâtihi kendileri gelmeyip, yemekleri güneşin loş bir karanlığında ve kimse görmeden kapalı kaplar içerisinde evlerine götürüle.”


  8. #8
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.10.06
    Yer: ♥ In his heart ♥ | MOMMM!!
    Mesajlar: 16.951

    II. Beyazıd’ın vasiyeti ve cihat tuğlası

    Sultan II. Beyazıd’ın, diğer Osmanlı pâdişahları gibi çıktığı seferlerde muvaffak olmayı arzuladığı tek gayesi vardı: İ’lâ-yı Kelimetullâh (Allah’ın adını yüceltmek). Rivayete göre II. Beyazıd, çıktığı seferlerde üstüne bulaşan tozları yok etmeyip biriktirerek bir tuğla döktürmüştür. Bundaki maksadı, cihat emrine uyduğunu ispatlamaktır. Hattâ bu tuğlayı ömrünün sonuna kadar yanında taşıdığı ve üstelik kabrine konulmasını dâhi vasiyet ettiği nakledilir.

    Böyle bir vasiyette bulunabileceği, Kırım Hanı Mengi Giray’a gönderdiği şu mektuptaki, şiddetli bir cihat arzusu ve hassasiyeti taşıyan ifadelerden de bellidir: “Cihat ve gazâ emri, İslâm Dini’nin en baş yoludur. Sultanlara düşen de bu yolda bulunmaktır. Fakat geniş topraklarımız üzerindeki reâyânın (halkın) hâllerinden yalnız ben sorumluyum. Yarın Allah’ın huzuruna vardığım zaman; “Bayezıd! Sana bunca iklimleri ihsân edip, cümle ibâddan (kullardan) seni seçtim ve birkaç günlük saltanatı ve hilâfeti sana lâyık gördüm. Kullarım arasında nice benim emrimi icrâ eyledin ve ne târik (yol) ile adâlet eyledin?” diye buyurduğunda hâlim ne ola ve ne hâl ile cevap vereyim diye düşünür dururum...”

    Yavuz’un ölüm anı ve son sözleri

    Devlet işlerinde devrin icabı, son derece sert ve müsâmahasız olmasına rağmen, ilim adamları ile sohbetinde ve özel hayatında, tam aksine gayet yumuşak olan Yavuz Sultan Selim, gecelerini ibadet ve kitap okumakla geçiren, birçok kerâmetleri olan velî pâdişahlardandı.

    Sırtında çıkan bir sivilcenin azıp kötüleşmesiyle gelişen “Şirpençe” denilen hastalıktan vefat ettiği söylense de; tarihî kaynaklara göre, dedesi Fâtih gibi doktorlar tarafından yarasına sürülen zehirle öldüğü kuvvetle muhtemeldir. Yavuz Selim, ölüm döşeğinde son dakikalarını yaşarken hizmetkârı Hasan Can’a, Yasin Suresi’ni okumasını söylemeden önce “Hasan Can bu ne hâldir?” diye sorar. Hasan Can da: “Allah ile beraber olma zamanıdır Sultanım!..” şeklinde karşılık verir. Bu söz üzerine Sultan Selim ise: “Bre bizi bu zamana kadar kiminle bilirdin sen!..” der. Ve Yasin Suresi okunurken, “selam” ayetine gelindiğinde, büyük sultan ruhunu Rahman’a teslim eder.

  9. #9
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.10.06
    Yer: ♥ In his heart ♥ | MOMMM!!
    Mesajlar: 16.951

    Kanuni’nin son vasiyeti ve kabirdeki sandık

    Kanuni Sultan Süleyman, 72 yaşında 13. ve son seferi olan Zigetvar Kalesine 1566’da hareket etmeden önce, oğlu II. Selim’e şu vasiyette bulunmuştu:

    “Benim canımdan sevgili, iki gözümün nuru Selim Hanım! Bu iki bâzubendi (kola takılan muska) ve bir mücevherli el sandığını vakfeylemişimdir (bağışlamışımdır). Fahr-i Cihan (alemin övüncü) olan Muhammed Mustafa’nın pâk ruhu içindir. Bunları satıp Cidde-i Mamureye su getirtesin. Oğulluk edip bu vasiyeti yerine getiresin. Saraydaki cümle ağalar ve cümle oda oğlanları şahittir. Sen benim el yazım bilirsin. Bu esbab (elbise) Fahr-i Âlemindir benim değildir. Göreyim nice yerine koyarsınız. Dünya kimseye pâyidar (kalıcı) değildir. Umud edilir ki, bahâsıyla (değerinde) satarsınız. Hak Teâlâ bu seferi mübârek edip gönül hoşluğuyla gelmek müyesser (kısmet) ede, Habibi (Sevgilisi Hz. Muhammed) hürmetine aleyhisselam.”

    Cihan Sultanı, Zigetvar’da ruhunu teslim etmeden az evvel de şu anlam ve ibret yüklü veciz duayı yapmıştır: “Bütün ömrümce, yeryüzünü zaferlerime eşik ettin. Yerine gelmedik ricam ve gerçekleşmedik arzum kalmadı. Şimdi, artık sevgili Peygamberinin yüzü suyu hürmetine, şehitlik saadetini nasip eyle ve sonra bana mübarek yüzünü göster!..”

    Rivayete göre, vefat ettiğinde, vasiyeti gereği kabrine defnedilmek üzere cenazesiyle birlikte bir de çekmece getirilir. (Hastalığı esnasında bu sandukayı Şeyhülislam Ebussuud’a bizzat kendi eliyle teslim ve vasiyet etmişti.) Alimler bunun kabre konulup konulamayacağını tartışırken, çekmece birden bire yere düşer ve açılıverir. İçinden çıkan bir sürü tomar tomar kağıtlar etrafa saçılır. Bunlar, Kanuni’nin hükümdarlığı boyunca yaptığı bütün işlerde Şeyhülislâm Ebusuud Efendi’den aldığı fetvalardır. Fetvaları gören Şeyhülislâm, üzerindeki mesuliyetin ne denli ağır olduğunu bir kere daha anlar, hatâ yapma korkusu içinde iliklerine kadar titreyerek şunu söyler: “Ah Süleyman, sen kendini kurtardın, ya biz ne yapacağız?”

    KAYNAKLAR:

    Joseph von Hammer, Devlet-i Osmaniye Tarihi, Çev: Mehmet Ata, C.2, İst.1330, s.293; Hoca Sadeddin Efendi, Tâcü’t-Tevârih, Haz: İsmet Parmaksızoğlu, Ank.1992, Kül. Bak. Yay.; Neşrî, Kitâb-ı Cihân-nümâ, Haz: F. Reşit Unat, M. Altay Köymen, Ank.1987, T.T.K. Yay.; Mustafa Nuri Paşa, Netâic’ül-Vuku’ât, Haz: N. Çağatay, Ank.1987, T.T.K. Yay.; Mehmed Neşrî, Neşrî Tarihi, Haz. M. Altay Köymen, C.1, Ank.1983; Tayyarzâde Ahmed Atâ, Târih-i Atâ, C.1, İst.1293; Solakzâde Mehmed Hemdemi Çelebi, Solakzâde Tarihi, C.1; İ. Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, Ank.1982, T.T.K. Yay.; İ. Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, İst.1972, Türkiye Yay.; Yılmaz Öztuna, Büyük Türkiye Tarihi, İst.1994, Ötüken Yay.; Tarih Sohbetleri, İst.1988, Ötüken Yay.; Osmanlı Tarihi Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yay.; Aşıkpaşazade, Aşıkpaşazade Tarihi, İst.1332; Nihad Sami Banarlı, Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, İst.1984; Hüseyin Algül, Büyük Fetih ve Sonrası, İzmir 1989; Erol Güngör, Tarihte Türkler, İst.1989; Samiha Ayverdi, Türk Tarihinde Osmanlı Asırları, C.1, İst.1977; İbrahim Refik, Efsane Soluklar, İzmir 1992; Burhan Bozgeyik, Meşhurların Son Anları, İst.2003, Cihan Yay; İsmail Çolak, Doğu-Batı Kavşağında Osmanlı, İst.2004, Gelenek-Okul Yay.

    İSMAİL ÇOLAK

  10. #10
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.10.06
    Yer: ♥ In his heart ♥ | MOMMM!!
    Mesajlar: 16.951

    OSMANLI HAKKINDA BATILI ARAŞTIRMACILARIN SÖYLEDİĞİ SÖZLER





    Osmanlı toplumu kendine öz güveni yüksek, moralli ve umutlu bir toplumdur. Yenilse bile umutlarını yitirmemekte, mağlubiyetin kendisinde bir aşağılık duygusu oluşturmasına izin vermemektedir.
    “Harp talih işidir, kaderdir, başarı ve başarısızlık ebedi değildir” anlayışı içinde başarıdan şımarmayan, başarısızlığa ise teslim olmayan sağlam bir karaktere sahiptir.


    Georges Young



    “Bütün Osmanlılar içinde hayat şartlarının eşitsizliğinden şikâyet edebilecek yegane insan padişahtır. Aynı zamanda hem herkesten üstün, hem herkesten aşağı bir vaziyette bulunan padişah istediği gibi bir evlilik yapma yetkisinden bile mahrumdur.” (S. 122).

    “Osmanlı ülkesinin hiçbir tarafında halktan üstün sayılabilecek beylerle asilzâdelerden oluşmuş hiçbir yüksek tabaka, yahut soylular sınıfı yoktur.”



    (Chalcondyle, Histoire générale des Turc, Paris, 1662)





    “Ben Osmanlı mülkünde takriben ondört sene kaldım. Bütün şekâvetler gibi hırsızlığın da son derece nadir olduğunu gördüm. Hususiyle İstanbul’da hiçbir hırsızlık hadisesi olmadığına şahit oldum. Yol kesip haydutluk yapanların cezası ağırdı. Ondört sene içinde bu cezaya altı haydut çarptırıldı. Bunlar da hep Rum ırkından idi. Türkler’de yankesicinin olduğu malûm değildi. Bunun için ceplerin, el çabukluğundan korkusu yoktu.” diye yazıyordu.


    La Motraye



    “Türkler’in namuslu oluşlarını ifâde etmek hususunda bir an bile tereddüt edemem. Ben dalgın bir kimseyim. Muhtelif dükkânlardan öte beri satın alırken bazen kesemi, bazen vakti anlamak için baktığım saatimi eşya yığınları arasında unuttuğum çok olmuştur. Bazen de vereceğim paranın iki mislini bıraktıktan sonra, dükkâncının fazla verdiğim parayı görmesine vakit kalmadan çekip gittiğim olur. Fakat şunu ifade edeyim ki, benim bütün bu hallerime rağmen Türk dükkânlarında hiçbir şeyim ve bir tek meteliğim bile kaybolmamıştır. Zira dükkâncılar, vaziyeti anlar anlamaz peşimden hemen adam koştururlar. Eğer dalgınlığımın neticesini anladıktan sonra dükkâna dönememişsem, o zaman da unuttuğum şeyi iade için ikâmetgâhımın bulunduğu Beyoğlu’na kadar adam gönderirler. Bu hal bir kez değil, defalarca tahakkuk etmiştir.”


    A de la Motraye



    “... Yola çıkışımızı seyretmek için halk etrafımıza toplanmıştı; fakat hiçbir hakarete uğramadığımız gibi eşyamızdan da hiçbir şey zâyi olmadı. Osmanlı’da doğruluk, sokaklarda dahi bir fazilet halindeydi. Kahvenin önündeki ağaçların altında oturanlar ve yoldan gelip geçen çocuklar, at ve arabalarımıza eşyalarımızı yüklerken bize yardım ettiler. Yere düşen öte berilerimizi ve unuttuğumuz şeyleri toplayıp kendi elleriyle bize getirdiler.”


    La Martines



Benzer Konular

  1. Sözler
    Konu Sahibi cennet yolcusu Forum Güzel Sözler
    Cevaplar: 41
    Son Mesaj: 21-01-2008, 00:35
  2. HİKMETLİ SÖZLER
    Konu Sahibi yakal Forum Peygamberimiz Hz. Muhammed ( sav )
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 29-08-2007, 14:11
  3. Sözler
    Konu Sahibi baltefsiri Forum Güzel Sözler
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 24-12-2006, 11:46
  4. ..sözler..
    Konu Sahibi gul_sevgiliye Forum Güzel Sözler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15-12-2006, 21:58
  5. SÖZLER...
    Konu Sahibi SevNur Forum Güzel Sözler
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 31-08-2006, 17:17

İşaretlemeler

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •