Ramazan ayının faziletleri ve Oruç hakkında eklenen bazı yazı başlıkları
? Müjdeler olsun! REYYAN kapısı aralandı ? Geldi yine gül mevsimi
?
Ramazanda ibadet ve iyiliğin sevabı ? Ramazan ve Günahlarımız
? Osmanlı'da Ramazan Sofrası ? RAMAZAN AYI

Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 12 Sayfa bulundu
Like Tree1Kişi Beğendi

Konu: Kur'an-ı Kerim'de Kabir Azabı ile İlgili Ayet Var mI??

  1. #1
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 09.10.06
    Mesajlar: 3

    Kur'an-ı Kerim'de Kabir Azabı ile İlgili Ayet Var mI??

    Selamün Aleyküm;

    Kabir azabının olup olmadığı hakkında bazılarının kafasında nedense bazı şüpheler var. Bu düşüncede olanlar, sahih hadiste verilen bilgilerle iktifa etmiyorlar.Kerameti kendinden menkul bazı ilahiyatçıların sözlerinden etkilenerek, "peki madem kabir azabı var, neden Kur'an'da bununla ilgili bir ayet yok" diyerek, kendilerince haklı bir argüman geliştirdiklerini zannediyorlar. Bu günlerde bazı islami sitelerde de rastladığım, geçmişte de bu tür sorulara muhatap olduğum için böyle bir başlık altında konunun açılması gerektiğini düşündüm. Belki bu forumda bu konu daha önce tartışılmış olabilir, yine de tekrar edilmesinde fayda mülahaza ediyorum.

    Aslında, sahih hadislerde belirtildiği gibi kesin bir gerçek olduğu şüphe gotürmez bir gerçek olan kabir azabını bu kadar kolay reddetmek herhalde ancak cehalet sebebiyle olabilir. Bilinen bir sözdür: "cahil, cesur olur." Zira; fıkıh usulüne göre islamın dört kaynağından biri olan sahih sünnet, K.Kerim'den sonra ikinci temel kaynağımızdır. Yani orada yer alan bir bilgiyi aklı başında bir müslümanın reddetmesi nasıl mümkün olabilir, anlaşılır şey değildir.. Yine; K.Kerim'de yer alan ve Allah (cc)ın çok açık ve net bir şekilde peygamberimize itaati emrettiği ayetler, bize sahih sünnetle amel edilmesinin gereğini açıkça ortaya koyar. Yeri gelmişken, bu ayetlerden bir-ikisini buraya yazalım

    "Peygamber size ne verdiyse onu alın. Size neyi yasakladıysa ondan sakının ve Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı şiddetlidir."(Haşr Suresi, Ayet 7)

    "O, hevâdan (arzularına göre) konuşmaz. O(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir." ( Necm Suresi, Ayet 3-4)

    Yine de, bazı kardeşlerimizin aklında böyle bir "soru" yer aldığına göre, bu konu hakkında kısa bir bilgilendirme yapmak gerek.

    Bu konu hakkında söyleyecekleri olanların da, bildiklerini bizlerle paylaşmalarını bekliyoruz.

    Peki gerçekten de Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de kabir azabının olduğuna dair bir ayet yok mudur?

    K.Kerim'de Kabir azabına doğrudan yer verilmemekle birlikte, bir kaç ayrı yerde -aslında görmek istenirse bir çok yerde- işareten yer verilmektedir. Tefsir kitaplarında, bu ayetlerin kabir azabı ile ilgili olduğunun belirtildiği ehlince malumdur.

    Bu ayetlerden bir kaçının mealini vermek yeterli olacaktır kanaatindeyim.

    1- "Firavun ve adamları sabah-akşam ateşe atılırlar. Kıyametin kopacağı gün de denilir ki; Firavun hanedanını ateşin en şiddetlisine sokun" (Mümin Suresi, Ayet 46 )

    2-"O zalimleri ölümün pençesinde çırpınırken ve melekler ellerini uzatıp `Haydi verin canınızı, Allah hakkında söylemiş olduğunuz asılsız, yakışıksız sözlerden ve O'nun ayetlerine karşı kibirlenmelerinizden dolayı bu gün onur kırıcı bir azaba çarptırılacaksınız' derlerken görmelisiniz." (En'am Suresi, Ayet 93)

    3-"Fakat melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vura vura canlarını alırken acaba halleri nice olur?" (Muhammed Suresi, Ayet 27)

    4-"Her kim de benim zikrimden (Kur'ân'dan) yüz çevirirse, (bilsin ki) ona dar bir geçim vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz.
    Diyecek ki: "Ey Rabbim, beni niçin kör olarak haşrettin. Oysa ben, gören bir kimse idim?"
    Allah: "Böyledir, sana âyetlerimiz gelmişti de onları sen unutmuştun, bugün de öylece unutulursun" der.
    Ve işte haddi aşıp Rabbinin ayetlerine inanmayanları Biz böyle cezalandırırız ve elbette o ahiret azabı daha çetin ve daha kalıcıdır."(Taha Suresi, Ayet 124-127)


    Kur'an müfessirleri içerisinde en muteberi olarak kabul edilen, Mekke tefsir okulunun kurucusu ve sahabe-i güzinden olan, ayrıca ilim konusunda sevgili peygamberimiz (sav)in övgüsüne mazhar olmuş Hz. İbn-i Abbas'ın tefsirinde (www.Altafsir.com), Taha suresinde yer alan 124. ayetteki "danka" kelimesine "kabir azabı" anlamı verildiğini özellikle belirtmemiz gerekir.

    Yazdıklarımıza itirazı olanların görüşlerine, ve birşeyler ilave etmek isteyenlere şimdiden teşekkürler..

    En doğrusunu Allah cc bilir.

    Baki selam..

  2. #2
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 13.08.09
    Yaş: 36
    Mesajlar: 4

    Selamün Aleyküm;
    herkez kabir hayatı hakkında birşeyler yazıyor.fakat rivayet edilen hadisler birbiriyle çakışıyor. birinde mezar sıkar deniyor. öbüründe ateş yakar deniyor. öbüründe melekler döver deniyor. fakat bunların hepsi rivayet olarak söyleniyor. Oysa KURAN-I KERİMDE ki ayetlerde kafirlerin ve münafıkların ve faiz yiyenlerin şeytanın çarpması gibi kabirlerinden diriltilecekleri, ve "eyvah kim uyandırdı bizi" diyecekleri ne kadar kaldıkları sorulduğunda "1 saat yada daha az" diye cevap verecekleri yazıyor. KURAN-I KERİM o kadar ince bilgileri apaçık vermiştirki bunlar, kadınların ay halinden, boşanmalarına, faizden tartıya, helal yiyecekten haram yiyeceğe, dünya hayatından ahiret hayatına, meleklerden şeytanlara, cinlerden, insanlara, günahlardan sevaplara, mirastan, savaşlara, gibi daha sayamadığım birsürü şey apaçık bir şekilde bildirilmiştir. nitekim Yüce ALLAH bize bir ayetinde, Biz size Kuranı apaçık anlaması kolay arapça olarak Gönderdiğini yazıyor. Ben tabiyki hadislere inanıyorum. fakat hadislerin ne kadar sahih olduğunu algılıyamıyorum. onun içinde Dine bid'at sokmaktan çekiniyorum. çünkü Yüce ALLAH buyruklarına iftira atanları sonsuz cehennemde azap çektirmekle uyarıyor. Peygamber (s.a.v) efendimize bir ayette ruh'tan sorduklarında DE Kİ O rabbimin katındadır ben bilemem. diye ALLAH tarafından insanlara uyarı göstermiştir. ALLAHA İFTİRA ATMAK BÜYÜK GÜNAHTIR. Ama şu bir gerçekki kıyamet, ahiret, hesap günü, cennet (ebedi) Cehennem ( ebedi) kalmak üzere vardır. HAKTIR GERÇEKTİR. Apaçık Kuranda yazar. BU benim kendi görüşümdür. insanlaı yanıltmak istemem. yanlışsam YÜCE ALLAH AFFETSİN İNŞALLAH. ALLAHTAN BAŞKA İLAH YOKTUR. MUHAMMED (S.A.V) ALLAHIN RESULUDUR. HERŞEYİN EN DOĞRUSUNU ALLAH BİLİR. CEVAP YAZARSANIZ SEVİNİRİM
    Konu sabriefe78 tarafından (13-08-2009 Saat 23:33 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.08.09
    Mesajlar: 98

    allah razı olsun kardeşim konuyla alakalı sahih hadisleride ben ekleyeyim bir sakıncası yoksa.

    KABİR AZABI İLE ALAKALI SAHİH HADİSLER
    Kabir azabı ve mükafatı hakkındaki hadislere gelince onlar sayılamayacak kadar çoktur, ancak biz burada bazı hadis-i şerifleri zikretmekle yetinenceğiz.
    1. HADİS: Osman bin Affan (R.A.)dan şöyle dediği nakledilmiştir: “Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ölünün defin işlemini bitirdikten sonra başında kalır ve derdi ki: “Kardeşiniz için istiğfarda bulununuz ve ona tesbit için (dilinin kabirdeki meleklerin suali esnasında kavl-i sabit olan kelime-i şehadeti söyleyebilmesi için) dua edin, zira o, şu anda sorguya çekilmektedir.”[3] ] Ebu Davud, Cenaiz, 73
    2. HADİS: Ebu Said el-Hudri (R.A.)den şöyle dediği nakledilmiştir: Peygamber Efendimiz buyururdu ki: “Cenaze (tabuta) konup da omuzlara alındığı vakit, salih birisi ise der ki: ‘Çabuk çabuk, acele acele beni yerime götürünüz.’ Eğer Salih birisi değilse de ehl-ü ıyaline der ki: ‘Vah zavallı onu nereye götürüyorsunuz.’ Onun sesini insan hariç bütün mahlukat işitir. Şayet insan onun bu haykırışını duyacak olsa helak olur, ölür giderdi.”[4] Buhari, Cenaiz, 49, 51, 89; Nesai, Cenaiz, 44
    3. HADİS: Hz. Ali’den şöyle dediği nakledilmiştir: “Bakîu’l-Garkad’de -yani Medine’deki Cennetü’l-Baki’ kabristanı- bir cenazedeydik, Rasulullah Efendimiz yanımıza geldi, O oturdu bizler de etrafına oturduk, elinde uzunca bir asa vardı. Asasıyla yere bir şeyler çizmeye başladı. Sonra: ‘Sizden kimse yok ki, şu anda cennet veya cehennemdeki yeri yazılmış olmasın!’ buyurdu. Cemaat: ‘Ey Allah'ın Resulü; öyleyse hakkımızdaki yazıya (Allah’ın takdirine) itimad edip (boyun eğip) ona dayanmayalım mı?’ diye sordu. Peygamberimiz: ‘Hayır; Çalışın, buyurdular. Herkes kendisi için yaratılmış olana erecektir. Cennetlik olanlar, saadet(e götüren) amelde (muvaffak) olacaktır. Şekavet ehli olanlar da şekavet(e götüren) amelde (muvaffak) olacaktır!’ dedi.”
    Sonra şu ayeti tilavet buyurdular: "Kim bağışta bulunur, günahtan kaçınır ve dinin en güzelini tasdik ederse, biz de ona hayır ve kolaylık yolunu kolaylaştırırız." (Leyl 5-7)”[5] ] Buharî, Cenaiz 81, Edeb 120, Kader 3, Tevhid 54; Müslim, Kader 6, (2647); Ebu Davud, Sünnet 17, (4694); Tirmizî, Kader 3, (2137) Tefsir, Leyl, ( 3341).
    4. HADİS: Hz. Aişe (radıyallahu anhâ)'nin anlattığına göre, bir Yahudi kadın, yanına girdi. Kabir azabından bahsederek: "Seni kabir azabından Allah korusun!" dedi. Hz. Aişe de Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) yanına girince Yahudi kadının söylediklerini anlattı ve kabir azabından sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: "Evet, kabir azabı haktır. Onlar kabirde azap çekerler, onların azabını hayvanlar işitir!" buyurdu. Hz. Aişe der ki: "Bundan sonra Aleyhissalâtu vesselâm'ın namaz kılıp da, namazında kabir azabından istiaze etmediğini hiç görmedim." [6] ] Buhârî, Cenaiz 89, Müslim, Mesacid 123; Nesâî, Cenaiz 115
    5. HADİS: Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (Aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "Kul kabre konulup, yakınları da ondan ayrılınca -ki o, geri dönenlerin ayak seslerini işitir- kendisine iki melek gelir. Onu oturtup: "Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm) denen kimse hakkında ne diyordun?" diye sorarlar. Mü'min kimse bu soruya: "Şehadet ederim ki, O, Allah'ın kulu ve elçisidir!" diye cevap verir. Ona: "Cehennemdeki yerine bak! Allah orayı cennette bir mekâna tebdil etti" denilir. (Adam bakar) her ikisini de görür. Sonra ona, kabri geniş ve rahat hale getirilir. Eğer ölen münafık ve kafir ise: “Sizin içinizde gönderilmiş bu kişi (Muhammed Aleyhisselam) hakkında ne diyordun? denilir. "(Sorduğunuz zatı) bilmiyorum. Ben de herkesin söylediğini söylüyordum!" diye cevap verir. Kendisine: "(Allah Rasülü’nün getirdiklerini) Anlamadın ve (Allah’ın Kitabını) okumadın!" denilir. Sonra demirden sopalarla vurulur. (Sopanın acısıyla) öyle bir çığlık atar ki, onu (insan ve cinlerden ibaret olan) sekaleyn dışında ona yakın olan bütün (kulak sahibi) varlıklar işitir."[7]
    Bu hadis kafirin kabirde azap çekeceğini, aynı zamanda demir sopalarla dövüleceğini ve bunun neticesinde insan ve cinler dışında bütün yer ve sema ehlinin duyacağı şekilde bağıracağını açıkça ifade etmektedir. Kafirin kabri öyle bir daraltılır ki adeta cehennem çukurlarından bir çukura dönüşür. Tabi ki müminin kabri de öyle geniş ve rahat bir hale getirilir ki adeta cennet bahçesine döner. Aynı zamanda hadis-i şerif, insanın kabirde işiteceğini, göreceğini ve hissedeceğini ifade etmektedir, ancak; onun bu hayatı normal insan hayatından farklıdır çünkü berzah hayatıdır. Allah her şeyi en iyi bilendir.
    6. HADİS: Bera bin Âzib (R.A.)’ın anlattığına göre Rasulullah (S.A.V.) bir gün güneşin battığı sırada dışarı çıkmıştı ki bir ses işitti. “Bunlar Yahudiler! kabirlerinde azap çekiyorlar” buyurdu.[8]
    Görüyoruz ki Rasulullah (S.A.V.) Yahudilerin kabirlerinde uğradıkları azap neticesinde çıkardıkları sesleri işitiyor ve bu seslerin kaynağını ashabına haber veriyor. Bu da kabir azabının varlığına Sadikul-Masduk Efendimiz’den varid olan apaçık, kati bir delildir.
    7. HADİS: Bera bin Âzib (R.A.)’ın naklettiğine göre Rasulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Mümin kabrinde oturtulur, (melekler sorgu için) ona gelirler, sonra o Allah’tan başka ilah olmadığına Muhammed Aleyhisselam’ın O’nun Resulü olduğuna şahadet eder. Bu, Cenab-ı Hakk’ın şu kavl-i şerifi ile ifade edilmektedir: “Allah, iman edenleri, dünya hayatında da, ahirette de sağlam bir söz üzerinde tutar; zalimleri de saptırır ve Allah, dilediğini yapar.” (İbrahim,27) [9]
    8. HADİS: Abdullah bin Ömer (R.Anhüma)’in naklettiğine göre Rasulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Sizden birisi öldüğü (ve kabre konulduğu zaman) sabah akşam kendisine gideceği yer gösterilir. Cennet ehlinden ise cennet ehli olarak yok eğer cehennem ehlinden ise cehennem ehli olarak. Yani cennet ehlinden olacaksa cenneti görür ve kabri cennet bahçelerinden bir bahçe haline gelir. Şayet cehennem ehlinden olacaksa ona da kabrinde iken cehennem gösterilir de bu şekilde kabri cehennem çukurlarından bir çukur haline gelir. Sonra kendisine denilir ki: Kıyamet gününde Allah seni diriltip haşr edinceye kadar kalacağın yer işte burasıdır.”[10]
    9. HADİS: Abdullah bin Abbas (R.A.) anlatıyor: “Peygamber Aleyhisselam iki kabre uğramıştı, -azap çektiklerini bizzat kendisi işitti- ve dedi ki: ‘Bu ikisi kesinlikle azaba uğruyorlar, azaba uğramalarının sebebi de büyük günahlardan biri değil; bu kişilerden birincisi, nemime yapıyordu (yani insanlar arasında laf götürüp getirmek suretiyle aralarını bozmaya çalışıyordu). Diğeri ise idrarının üzerine sıçramasından sakınmıyordu.’ Daha sonra yaş bir dal aldı, ikiye böldü ve her bir dal parçasını bir kabrin üzerine toprağa soktu ve buyurdu ki: ‘Bu dallar yaş kaldığı müddetçe umulur ki onların azabı hafifletilir.”[11]
    10. HADİS: Peygamberimiz (S.A.V.) buyurdu ki: “Sizler birbirinizi defnediyor olmasaydınız kabir azabını size işittirtmesi için Allah’a dua ederdim.”[12]
    Kabir azabına dair zikrettiğimiz bu hadis-i şerifleri teyid eden en önemli hususlardan birisi de Peygamberimiz kabir azabından Allah’a sığınır, namazlarında da şu meşhur duasını yapardı: “Allahım, kabir azabından, cehennem azabından, hayatın ve ölümün fitnelerinden, Deccal fitnesinden sana sığınıyorum.”




    [2] İbn Kesir, Tefsiru’l-Kur’an’i’l-Azîm, III, 244.
    [3] Ebu Davud, Cenaiz, 73.
    [4] Buhari, Cenaiz, 49, 51, 89; Nesai, Cenaiz, 44.
    [5] Buharî, Cenaiz 81, Edeb 120, Kader 3, Tevhid 54; Müslim, Kader 6, (2647); Ebu Davud, Sünnet 17, (4694); Tirmizî, Kader 3, (2137) Tefsir, Leyl, ( 3341).
    [6] Buhârî, Cenaiz 89, Müslim, Mesacid 123; Nesâî, Cenaiz 115.
    [7] Buhârî, Cenaiz 68, 87; Müslim, Cennet 70; Ebu Davud, Cenaiz 78; Nesâî, Cenaiz 110; Tirmizî, Cenaiz 70.
    [8] Buhârî, Cenaiz 86; Müslim, Cennet, 17; Nesai, Cenaiz, 114.
    [9] Buhari, Cenaiz, 85, Tefsir; Müslim, Cennet,17; Ebu Davud, Sünnet, 27; Tirmizi, Tefsir; İbrahim; Nesai, Cenaiz, 114.
    [10] Muvatta, Cenaiz,16; Buhari, Cenaiz, 88, Bed’ül-halk, 8, Rikak,42; Müslim, Cennet,17; Tirmizi, Cenaiz,71; Nesai, Cenaiz, 116.
    [11] Buhari, Vudu, 55; Cenaiz, 80, 87, Edep, 46; Müslim, Taharet, 34; Nesai, Cenaiz, 116; İbn Mace, Taharet, 26.
    [12] Müslim, Cennet, 17; Nesai, Cenaiz, 114.
    arginkoza bunu beğendi.

  4. #4
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.08.09
    Mesajlar: 98

    bunlarda diğer ayetler kardeşim emeğine sağlık

    Cenab-ı Hakk’ın Firavun’un kavminden bahsettiği şu kavl-i şerifidir: “Allah o mümini, onların kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu. Firavun'un adamlarını ise, o kötü azab kuşattı. Onlar, sabah akşam ateşe arz olunurlar. Kıyamet kopacağı gün de: "Firavun hanedanını azabın en şiddetlisine tıkın!" (denilecektir).”(Gafir (Mümin)45,46) Yani onlar sabah ve akşam kabirlerinde azaba uğrarlar. Burada “nar”dan maksad kabir ateşidir, cehennem ateşi değil. İkinci ayette gelen şu ifade bunun delilidir: “Kıyamet kopacağı gün de: "Firavun hanedanını azabın en şiddetlisine tıkın!" (denilecektir)” buradan anlaşılıyor ki kıyamet henüz kopmamıştır. (Bu durumda) nasıl Cenab-ı Hakk onların ateşe atılmalarını ve onlara azab edildiğini haber verir? Hiç şüphesiz kesinlikle burada bahsedilen kabir azabıdır cehennem azabı değil, bu ateş ahretteki ateşten önceki bir ateştir.
    Hafız İbn Kesir diyor ki: “Bu ayet-i Kerime ehl-i sünnetin kabirde berzah azabının olacağına dair delil olarak kabul ettiği en önemli dayanaklardan biridir.” Bu ayetteki ifadeden dünya var olduğu sürece sabah ve akşam bu azabın devam edeceği anlaşılmaktadır.[2]
    Üçüncüsü; Cenab-ı Hakk’ın Nuh Aleyhisselamın kavminden bahsettiği şu ayet-i kerimedir: “Hatalarından dolayı boğuldular, ateşe sokuldular, kendilerine Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar.”(Nuh,25)
    Burada ateşten kasıt kabir ateşi ve berzah azabıdır, cehennem ateşi değildir, çünkü, “fâ” ile atfedilmiştir. “Fâ” atıf harfi, Arap dilinde takiple beraber tertip ifade eder. Ayette yanmaları, boğulmalarından sonra zikredilmiştir. Yani azgınlıkları ve şeni cürümleri sebebiyle malum tufan ile gark edildiler(boğuldular), hemen ardından da büyük ve korkunç bir ateşe sokuldular ki o da kabir ateşidir.
    Dördüncüsü; Cenab-ı Hakk’ın kafirler ve facirlerden bahsettiği şu ayet-i kerimedir: “(Ahirette ki) en büyük azaptan önce, onlara mutlaka (dünyada) en yakın azaptan tattıracağız; olur ki dönerler.”(Secde,21)
    Burada yakın azaptan kasıt kabir azabıdır, çünkü; ahiret azabı henüz gelmemiştir ancak kıyamet günü gelecektir.

  5. #5
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 13.08.09
    Yaş: 36
    Mesajlar: 4

    Selamün Aleyküm;
    ALLAH RAZI OLSUN.

    yanlız benim algılıyamadığım olay şu.

    kafirler 2. sura üflendiğin de kabirlerinden kalkarlar ve 1 saat veya daha az kaldıklarını zannederler. ayrıca başka bir ayette, bir inasnın diğer insanlara örnek olması için 100 yıl öldürüldüğü daha sonra diriltildiği, kendisine sorulunca 1 gün uyuduğunu sandığı, yiyeceklerinin hiç bozulmadığını, eşeği kendisine gösterilince kemiklerinin bile ayrıldığı, daha sonra bu kemikleri birleştirip onlara et giydirildiği, mucize ve örnek olarak o zaata göterilmiştir. yani bu kişi 100 yıl boyunca öldüğünün bile harkına varmamıştır. benim kafam bu yüzden biraz karışıyor. çünkü bular hiç yanlışı olmayan apaçık kolay anlaşılır ayetlerdir. hadis-i şerifleri yazarken kendi ağzınızla rivayettir diye söylüyorsunuz. biz rivayetemi, yoksa apaçık yazan kuranamı itimat ediceğiz. beni yanlış anlamayın. amacım muhalefet etmek değil. sadece en doğru bir şekilde iman etmektir. ALLAH BİZİM CANIMIZI MÜSLÜMAN VE MÜMİN BİR KUL OLARAK, BİZDEN RAZI OLDUĞU ANDA ALSIN İNŞALLAH.

  6. #6
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.08.09
    Mesajlar: 98

    Alıntı sabriefe78´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selamün Aleyküm;
    ALLAH RAZI OLSUN.

    yanlız benim algılıyamadığım olay şu.

    kafirler 2. sura üflendiğin de kabirlerinden kalkarlar ve 1 saat veya daha az kaldıklarını zannederler. ayrıca başka bir ayette, bir inasnın diğer insanlara örnek olması için 100 yıl öldürüldüğü daha sonra diriltildiği, kendisine sorulunca 1 gün uyuduğunu sandığı, yiyeceklerinin hiç bozulmadığını, eşeği kendisine gösterilince kemiklerinin bile ayrıldığı, daha sonra bu kemikleri birleştirip onlara et giydirildiği, mucize ve örnek olarak o zaata göterilmiştir. yani bu kişi 100 yıl boyunca öldüğünün bile harkına varmamıştır. benim kafam bu yüzden biraz karışıyor. çünkü bular hiç yanlışı olmayan apaçık kolay anlaşılır ayetlerdir. hadis-i şerifleri yazarken kendi ağzınızla rivayettir diye söylüyorsunuz. biz rivayetemi, yoksa apaçık yazan kuranamı itimat ediceğiz. beni yanlış anlamayın. amacım muhalefet etmek değil. sadece en doğru bir şekilde iman etmektir. ALLAH BİZİM CANIMIZI MÜSLÜMAN VE MÜMİN BİR KUL OLARAK, BİZDEN RAZI OLDUĞU ANDA ALSIN İNŞALLAH.

    allah senden de razı olsun kardeşim birinci verdiğin örnek dünya da ne kadar kaldık sorusunun cevabıdır.kafirler dünyada ne kadar kaldık diye bir birlerine soruyorlar ve onların hiç gelmeyeceğini zannettikleri kıyamet gelince dünya da kaldıkları sürenin bir hayal gibi gelmesini ifade eder.aynı bizim rüyalarımıza benzer ne kadar uzun gelir rüyayı görürken ama kalktıktan sonra 15-20 saniye gibi bir sürenin geçtiğini anlarız. ikinci verdiğin ise üzeyir peygamberin bu kasaba halkıyla alakalı sorusuna bizzat ashabı kehfi uyuttuğu gibi hani onlarda o topraklarda allaha inanlar gelirmi sorularının cevabını 300 küsür sonra kalktıklarınla gördüler aynen öyle üzeyir peygamberin merağının bir nevi cevabıdır. onların kabirle bir ilgisi yoktur. hani ibrahim a.s mında rabbim ölüyü nasıl diriltiyorsun sorusuna inanmıyormusun diyor allah c.c. ibrahim a.s. inanıyorum rabbım ama kalbim mutmain olsun ifadesinde ona nasıl ölülerin diriltildiği gösteriliyor işte bunlar peygamberler de hakkal yakın iman dediğimiz imanın tezahürüdür. yani kısacası o ayetlerden hareketle diyemeyiz kabir alemine ve azabına ters düşüyor diye. ikisi bir birinden farklıdır. vesselam veddua

  7. #7
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 13.08.09
    Yaş: 36
    Mesajlar: 4

    Selamün Aleyküm ., Yanlışsa düzeltin ama, ashabı kehf'in nekadar kaldıkları konusunda kuranda 300 sene kaldılar demez. onların ne kadar uyutulduğu ALLAH katında bir gayb'dır der. oradaki halkın konuştuklarını söyler. halk kendi aralarında konuşurken 300 yıl kaldılar der. halktan bazı kişilerde dokuz yıl daha eklerler. ALLAH bunların gayb olduğunu kaç kişi oldukları ve kaç yıl uyutulduklarını sadece ALLAHIN bileceğini söyler. biraz incelerseniz anlarsınız kardeşim. selam ve dua ile..

    Ayrıca benim verdiğim yüz yıl örneği kehf suresi değil, başka bir surenin ayetidir. şu an hangi sure olduğunu hatırlıyamıyorum. selam ve dua ile..
    Konu sabriefe78 tarafından (17-08-2009 Saat 21:06 ) değiştirilmiştir.

  8. #8
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 13.08.09
    Yaş: 36
    Mesajlar: 4

    BİLİM KANITLADI: DOĞRU DİN İSLAM..

    İSLAM DİNİNİN EN MÜKEMMEL VE EN DOĞRU DİN OLDUĞU "moleküler" OLARAK SAPTANDI!!

    Japon bilim adamı Masaru EMOTO, su moleküleri üzerine yaptığı araştırmalarda KURAN okurken veya hoca ezan okurken sudaki moleküller meydana gelen titreşimle mükemmel bir altıgen dizilime ulaştığını saptadı..Emoto kısa bir süre önce mısıra giderek kahire Üniversitesinde yaptığı araştımanın sonuçlarını meslektaşları ile paylaştı. Mısır devlet televizyonunda, Japon Bilim Adamının elde ettiği bulgular profösörler tarafından tartışmaya açıldı. İNSANIN'DA %70 İ SU.... Kuran okunurken suyun nasıl değiştiğini tartışan bilim adamları insan vücudunun %70 i nin sudan oluştuğundan yola çıkarak islamın en doğru din Olduğu sonucuna vardı.Ayrıca kuran okuyan ve ALLAHA dua eden insanların, huzur ve mutluluk duymasının sebebinin de bu olduğu öne sürüldü. Bu konuda daha fazla araştırmalar yapılması gerektiğine işaret eden mısırlı Akedemisyenler KURAN sesinin su moleküllerini değiştirmesi ile ibadet edenlerin şiddetten uzak durması arasındada bir bağlantı olduğunu savundu... SELAM VE DUA İLE
    Konu sabriefe78 tarafından (17-08-2009 Saat 21:31 ) değiştirilmiştir.

  9. #9
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.08.09
    Mesajlar: 98

    Alıntı sabriefe78´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selamün Aleyküm ., Yanlışsa düzeltin ama, ashabı kehf'in nekadar kaldıkları konusunda kuranda 300 sene kaldılar demez. onların ne kadar uyutulduğu ALLAH katında bir gayb'dır der. oradaki halkın konuştuklarını söyler. halk kendi aralarında konuşurken 300 yıl kaldılar der. halktan bazı kişilerde dokuz yıl daha eklerler. ALLAH bunların gayb olduğunu kaç kişi oldukları ve kaç yıl uyutulduklarını sadece ALLAHIN bileceğini söyler. biraz incelerseniz anlarsınız kardeşim. selam ve dua ile..

    Ayrıca benim verdiğim yüz yıl örneği kehf suresi değil, başka bir surenin ayetidir. şu an hangi sure olduğunu hatırlıyamıyorum. selam ve dua ile..
    s.aleyküm doğru söylüyorsunuz kardeşim bizde zaten örneği verirken 300 küsür milletin bildiği şekliyle verdik. ikincisi zaten bizde kehf suresinde geçiyor demedik bakara 259 ayetidir. vesselam veddua

  10. #10
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 19.10.09
    Yaş: 34
    Mesajlar: 1

    sounds so delicious! Thanks

Benzer Konular

  1. Kabir Azabı!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
    Konu Sahibi _TURGUT_ Forum Ahiret ve Kıyamet
    Cevaplar: 37
    Son Mesaj: 30-09-2009, 14:39
  2. kabir azabı
    Konu Sahibi alperen123 Forum Sesli Görüntülü Dini Sohbetler
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 12-12-2008, 23:41
  3. [ Kabir Azabı
    Konu Sahibi ismail fakihullah Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14-02-2007, 18:13
  4. kabir azabı
    Konu Sahibi Mc Laren Forum Nasihatler
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 12-08-2006, 20:22

İşaretlemeler

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •