1 den 4´e kadar. Toplam 4 Sayfa bulundu

Konu: CENNETLE MÜJDELENEN SAHABİLER (AŞERE-İ MÜBEŞŞERE)

  1. #1
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 08.03.07
    Yer: Dünya
    Mesajlar: 59

    CENNETLE MÜJDELENEN SAHABİLER (AŞERE-İ MÜBEŞŞERE)

    CENNETLE MÜJDELENEN SAHABİLER (AŞERE-İ MÜBEŞŞERE)


    Müminlerin ulaşmak istediği hedeflerden biri de cennete girmektir. Çünkü Kur’an, insanlara yarışırcasına cennete koşmalarını emretmektedir. “Rabbiniz tarafından bir mağfirete, genişliği göklerle yer kadar olan ve müttakiler için hazırlanmış olan bir cennete doğru yarışırcasına koşuşun” (Al-i İmran, 3/133)

    Kimin cennetlik olduğu ahirette belli olacaktır. Fakat Allah(c.c.) sahabeye daha bu dünyada iken cenneti vaad etmiştir.

    “Sizden fetihten önce infak eden ve savaşan kimse ile fetihten sonra infak edip savaşan elbette bir olmaz. İşte onlar, bundan sonra infak edip savaşanlardan derece bakımından daha yüksektirler. Bununla beraber Allah(c.c.) herbirine cennet vaadeder. Allah(c.c.) yaptığınız herşeyden haberdardır.” (Hadid, 57/10)

    Bu ayettte açıkça görüldüğü gibi Allah(c.c.) sahabenin hepsine cenneti vaad etmektedir. Pek çok güzel haslete sahip sahebe-i kiram genel olarak cennetle müjdelendiği gibi dünya hayatında iken fert fert kendilerine cennet vaad edilenler de vardır. el-Aşeretü'l-mübeşşere (müjdelenlen on) terkibi ile bu müjdeyi Resulullah'tan dünyada iken alan sahabiler anlaşılır. Aşere-i mübeşşere tabirinin yanı-sıra aynı manaya gelen el-mübeşşirun bi'l-cenne terkibi de kullanılmıştır.

    Bunlar: Ebû Bekir (634), Ömer (643), Osman (655), Ali (660), Talhâ (656), Zübeyr (656), Avf oğlu Abdurrahman (652), Sa’d (674), Zeyd oğlu Saîd (671), Ebû Ubeyde (639) (r.a.) hazretleridir. Bu sahabilerin isimleri hadiste zikredilmiş ve bu şekilde sabit olmuştur. Genel olarak sahabenin, özel olarak da ashabı kiramdan bu kişilerin değerlendirilmesi yapıldığında bu durumun genel islam prensipleri açısıdan gayet tabii olduğu görülecektir.

    Aşere-i mübeşşerenin bazı ortak özellikleri vardır:

    Hepsi islamın ilk yıllarında müslüman olmuşlardır.
    Peygambere ve islam davasına büyük hizmetlerde bulunmuşlardır.
    Hicret etmişlerdir.
    Bedir gazvesine katılmışlardır.
    Hudeybiye de Resulullah'a bey'at etmişlerdir.
    Hadis kaynaklarında fazileleri ile alakalı pek çok rivayet vardır.
    Müsned türündeki hadis kaynakları bu sahabilerin rivayetleri ile başlar.

    EBU BEKIR ES SIDDÎK (r.a)

    Hz. Hz.Muhammed(s.a.s.)(s.a.s.) (sav)’in Islâm'ı tebliğe başlamasından sonra ilk iman eden hür erkeklerin; raşit halifelerin, aşere-i mübeşşerenin ilkidir. Asıl adı Abdülkâbe'dir. İslamiyetten sonra Hz. Peygamber ona Abdullah adını vermiştir. Künyesi Ebu Bekir'dir. Câmiu'l Kur'an, es-Sıddîk, el-Atik lakaplarıyla bilinir. Bu lakaplardan en meşhuru es-Sıddık'tır.

    Doğumu

    Hz. Ebû Bekir, Fil yılından iki sene birkaç ay sonra 571'de Mekke'de dünyaya gelmiş, güzel hasletlerle tanınmış ve iffetiyle şöhret bulmustur. Hz. Ebû Bekir'in Rasûlullah'dan bir veya üç yaş küçük olduğu zikredilmiştir.

    Şemaili

    Beyaz tenli, zayıf bedenli, arık yüzlü, seyrek ve az sakallı, çukur gözlü ve çıkık alınlı idi.

    Ailesi

    Mekke'de önemli bir yere sahip, ticaretle uğraşan, toplumsal temasları ve geniş kültürleri ile tanınan Teymoğulları kabilesinden olan Hz. Ebû Bekir'in nesebi Mürre b. Kâ'b'da Rasûlullah'la birleşir. Annesinin adı Ümmü'l-Hayr Selma, babasınınki Ebû Kuhafe'dir. Babası Mekke eşrafından olup, oğlu Hz. Ebû Bekir'in halifeliğini ve ölümünü görmüştür.

    Muhtelif evlilikleri olmuştur. İlk evliliğini cahiliye döneminde Kuteyle bint Abduluzza isimli bir hanımla yapmış ve ondan Abdullah ile Esma adında bir kızı ve bir oğlu dünyaya gelmiştir. Ümmü Ruman'dan Âişe ve Abdurrahman, Medine'de evlendiği Harice b. Zeyd'in kızı Habibe'den Ümmü Gülsüm, Esma isimli hanımından ise Hz.Muhammed(s.a.s.)(s.a.s.) adlarında çocukları dünyaya gelmiştir.

    İslam’dan Önceki Hayatı

    Hz. Ebû Bekir, câhiliye döneminde de güzel ahlâkı ile tanınan, sevilen bir kişi idi. Mekke'de "esnak" diye bilinen kan diyeti ve kefalet ödenmesi işlerinin yürütülmesiyle görevliydi. O, Mekke'nin ileri gelenlerinden olup Arapların nesep ve ahbâr ilimlerinde meşhur olmuştur. Kumaş ve elbise ticaretiyle meşgul olurdu; sermayesi kırk bin dirhemdi ki, bunun büyük bir kısmını İslâm için harcamıştır.

    İslam’a Girmesi

    Hz. Hatice'den sonra Rasûlullah'a ilk iman eden odur. Hz. Ebû Bekir Mekke döneminde güçlü kabilelere mensup kişileri Islâm'a kazandırmaya çalıştı, öte yandan müşriklerin işkencelerine maruz kalan güçsüzleri, köleleri korudu; servetini eziyet edilen köleleri satın alıp azat etmekte kullandı.

    Onüç yıl Mekke'de Rasûlullah'ın yanında kalan Hz. Ebû Bekir, Hz. Aişe'nin rivâyetine göre, Rasûlullah hicret emrini alıp, Hz. Ebû Bekir'e gelerek ona beraberce hicret edeceklerini söyleyince sevinçten ağlamaya başlamıştı.

    Bedir'de, Uhud'da, Hendek'te yer aldı. Müreysi, Kurayza, Hayber, Mekke, Huneyn, Taif gazvelerinde de bulundu.

    Halifeliği

    Hicrî on birinci yılda hastalanan Rasûlullah 13 Rebi’ülevvel Pazartesi günü (8 Haziran 632) vefât etti. Başta Hz. Ömer olmak üzere ashabın isteği ile halife seçildi. "Rasûlullah'ın Halifesi" seçildikten sonra Mescid'de yaptığı konuşmada, "Sizin en hayırlınız değilim, ama başınıza geçtim; görevimi hakkiyle yaparsam bana yardım ediniz, yanılırsam doğru yolu gösteriniz; ben Allah(c.c.) ve Rasûlü'ne itaat ettiğim müddetçe siz de bana itaat ediniz, ben isyan edersem itaatiniz gerekmez..." demiştir.

    Yalancı peygamberlere, "namaz kılarız, ama zekât vermeyiz" diyenlere karşı savaş açtı. Bahreyn, Umman, Yemen, Mühre isyanlarını bastırmıştır. Hîre, Ecnâdin ve Enbâr, O’nun döneminde savaşlarla Islâm diyarına katılmış, Irak fethedilmiş, Suriye'nin de önemli kentleri ele geçirilmiştir. Yermük Savaşı devam ederken Hz. Ebû Bekir vefât etmiştir.

    Hz. Ebû Bekir, Zeyd b. Sâbit'in başkanlığında bir heyet teşkil ederek, bütün âyetlerin toplanmasını sağlamıştır.

    Hz. Ebû Bekir Hicrî 13. yılda Cemâziyelâhir ayının başında hicretten sonra Medine'de yakalandığı hastalığın ortaya çıkması üzerine yatağa düşünce yerine Hz. Ömer'in namaz kıldırmasını istedi. Ashâbla istişâre ederek Hz. Ömer'i halifeliğe uygun gördüğünü söyledi. Çok sevdiği Rasûlullah gibi altmış üç yaşında vefât etti. Vasiyeti gereği Rasûlullah'ın yanına - omuz hizasında olarak- defnedildi.

    ÖMER B. HATTAB (r.a)

    Ikinci Raşid Halife. Islâm’ı yeryüzüne yerleştirip, hakim kılmak için Rasûlullah'ın verdigi tevhidî mücadelede ona en yakın olan sahabilerden biridir. Ömer'in lâkabı "Faruk"tur. Faruk, hak ile bâtılın arasını ayıran demektir.

    Doğumu

    Ömer (r.a), Fil Olayı’ndan on üç sene sonra Mekke'de doğmuştur. Kendisinden nakledilen bir rivayete göre o, Büyük Ficar savaşından dört yıl sonra dünyaya gelmiştir.

    Ailesi

    Babası, Hattab b. Nüfeyl olup, nesebi Ka'b'da Rasûlullah ile birleşmektedir. Kureyş'in Adiy boyuna mensup olup, annesi, Ebu Cehil'in kardeşi veya amcasının kızı olan Hanteme'dir.

    Şemaili

    Ömer, uzun boylu, iri cüsseli, beyaz tenli, alnı geniş bıyıkları uzun ve saçları dökük birisiydi. Çocukluğunda deve çobanlığı yapan Ömer, gençliğinde neseb ilmi, silah kullanma gibi Araplarca şerefli işler arasında kabul edilen şeylerle meşgul oluyordu. Ömer aynı zamanda çok iyi bir hatipti.

    İslam’dan Önceki Hayatı

    Kaynaklar Hz. Ömer (r.a)'in müslüman olmadan önceki hayatı hakkında fazlaca bir şey söylemezler. Ancak küçüklüğünde, babasına ait sürülere çobanlık ettiği, sonra da ticarete başladığı bilinmektedir. O, Suriye taraflarına giden ticaret kervanlarına iştirak etmekteydi. Cahiliyye döneminde Mekke eşrafı arasında yer almakta olup, Mekke şehir devletinin sifare (elçilik) görevi onun elindeydi. Bir savaş çıkması durumunda karşı tarafa elçi olarak Ömer gönderilir ve dönüşünde onun verdiği bilgi ve görüşlere göre hareket edilirdi. Ayrıca kabileler arasında çıkan anlaşmazlıkların çözümünde etkin rol alır ve verdiği kararlar bağlayıcılık vasfı taşırdı.

    İslam’a Girmesi

    Hz. Hz.Muhammed(s.a.s.)(s.a.s.) (sav)'i öldürmeye karar veren Ömer, kılıcını kuşanarak, Peygamber’i öldürmek için harekete geçmiş, ancak kız kardeşi ve eniştesinin yeni dine girmiş olduğunu öğrenince önce onların yanına gitmiş ve okudukları Kur'an ayetlerinden etkilenerek risaletin 6. yılında İslam’ı kabul etmiştir.

    Müslüman olduktan sonra sürekli Rasûlullah'ın yanında bulunmuş, onu korumak için elinden gelen gayreti göstermiştir.

    Hicreti

    Medine'ye hicret emrolunduğu zaman müslümanlar Mekke'den gizlice Medine'ye göç etmeye başladıklarında, Ömer, gizlenme ihtiyacı duymamış, beraberinde yirmi arkadaşı olduğu halde Medine'ye doğru yola çıkmıştı.

    İslam’a Hizmeti

    Ömer (r.a), Bedir, Uhud, Hendek, Hayber gibi gazvelerin hepsine ve çok sayıda seriyyeye katılmış, bunların bazısında komutan olarak görev yapmıştır.

    Rasûlullah'ın vefatının hemen peşinden ortaya çıkan karışıklığın Hz. Ebû Bekir'in halife seçilmesiyle yok edilmesinde Ömer büyük rol oynamıştır. Hz. Ebû Bekir'in kısa halifelik döneminde en büyük yardımcısı Ömer (r.a) olmuştur.

    Halifeliği

    Hz. Ebû Bekir (r.a) vefat edeceğini anladığında, Ömer'i kendisine halef tayin etmeyi düşünmüş ve bu düşüncesini açıklayarak bazı sahabilerle istişarelerde bulunmuştu. Herkes Ömer (r.a)'in halife olmasını onaylayınca da ikinci İslam halifesi O olmuştur.

    Ömer bir taraftan Suriye'nin fethinin tamamlanması için gayret gösterirken, öte taraftan İran cephesinde netice almak için ordular sevkediyordu. Kadisiye Savaşı'yla İran ordusu hezimete uğratılmıştır. İran’ın bazı bölgeleri savaş ile, bazı bölgeleri de sulh yoluyla İslam'ın hakimiyetine boyun eğdirilmişti. Azerbaycan ve Ermenistan, Horasan'a kadar bütün İran toprakları fethedilen yerler arasındaydı. Mısır ve Kudüs de bu dönemde alındı.

    Ömer, devleti teşkilatlandırmaya da çalışıyordu. “Divan" teşkilatını kurdu. Feyden elde edilen gelirlerden verdiği atiyyeleri bir gruplandırmaya tabi tutmuştur. Ömer, yargı (kaza) işlerini bir düzene koymak için valilerden ayrı ve bağımsız çalışan kadılar tayin eden ilk kimsedir. H. XVII'de para bastırarak piyasaya sürdü. Orduları düşman bölgelerine yakın yerlerde bulundurabilmek için ordugâh şehirler tesis etmiştir.

    Müslüman olmayan bir köle tarafından hançerlenmiş ve bu olaydan tam 3 gün sonra vefat etmiştir.

    OSMAN B. AFFÂN (r.a)

    Haya abidesi, Raşid Halifelerin üçüncüsü. Osman (r.a) b. Affân b. Ebil-As b. Ümeyye b. Abdi's-şems b. Abdi Menaf el-Kuresî el-Emevî Ebu Amr olan künyesi, Müslüman olduktan sonra peygamberin kızı Rukiyye'den Abdullah isminde bir oğlu olunca 'Ebu Abdullah' diye değiştirilmiştir. Künyesi, "Ebû Abdullah'tır. Ona, "Ebu Amr" ve "Ebu Leyla" da denilirdi. Lakabı ise ''zinnnureyn''dir.

    Doğumu

    Osman (r.a), meşhur Fil Olayı'ndan 6 sene önce yani hicretten 47 yıl önce dünyaya gelmiştir. Buna göre Hz. Hz.Muhammed(s.a.s.)(s.a.s.) (sav)'in peygamberlikle serfiraz kılındığı yılda, Hz. Osman (r.a) 34 yaşındaydı.

    Ailesi

    Ümeyyeoğulları ailesine mensup olup, nesebi beşinci ceddi olan Abdi Menaf'ta Rasûlullah ile birleşmektedir. Annesi, Erva binti Küreyz b. Rebia b. Habib b. Abdi Şems'tir. Büyükannesi ise Rasûlullah'ın halası Abdülmuttalib'in kızı Beyda'dır.

    Rasûlullah'ın iki kızı ile evlilik yapmıştır. Rukiyye'nin hicretin 2. senesinde vefatından sonra Ümmü Gülsüm ile evlendi. Rukiye'den Abdullah adlı bir oğlu olmuş, fakat hicretin 4. senesinde 6 yaşında iken vefat etmiştir. Daha sonraları Fahite b. Gazvan, Ümmü Amr binti Cündüb, Ümmü Benîn binti Uyeyne ve Naile isimli hanımlarla hayatını birleştirmiştir. Amr, Halid, Ebân, Ömer, Meryem adlı çocukları Ümmü Amr binti Cendel'den, Abdulmelik adındaki çocuğu da Ümmü Benîn binti Uyeyne'den olmuştur. Bunlar arasında en meşhuru Eban adındaki oğludur.

    Şemaili

    Osman (r.a), güzel yüzlü, pek nazik, gür sakallı, orta boylu, omuzlarının arası açık ve oldukça sık saçlıydı.

    İslam’dan Önceki Hayatı

    Müslüman olmadan önceki hayatına ait kaynak kitaplarımızda çok bilgiye rastlayamadığımız Hz. Osman (r.a), gençliğinde ticaretle meşgul oluyordu. Ticarî muameleleri çok dürüst olduğu için, halk arasında bu yönüyle meşhur olmuştur.

    İslam’a Girmesi

    Hz. Ebû Bekir'in (r.a) daveti neticesinde Osman b. Affân iman etmiştir.

    Hicreti

    İki Habeşistan hicretine de katılmıştır. Medine'ye hicret etmekle emrolunduğunda, Osman (r.a) diğer müslümanlarla birlikte Medine'ye hicret etti.

    İslam’a Hizmeti

    Bir yahudinin mülkiyetinde olan Rume kuyusunu yirmi bin dirheme satın alarak bütün müslümanların istifadesine sunmuştu.

    Osman (r.a), hanımı Rukayye ağır hasta olduğu için, Rasûlullah'ın izniyle Bedir savaşından geri kalmıştı. Bedir Savaşı hariç, müşriklerle ve Islâm düşmanlarıyla yapılan bütün savaşlara katılmıştır.

    Halifeliği

    Hz. Ömer (r.a), yaralanınca seçtiği kişiler komuoyu yoklaması da yaparak Osman (r.a)'ı halife seçmişlerdir.

    Osman (r.a), devlet idaresini devraldığı zaman Islâm fetihleri hızlı bir şekilde devam ediyordu. Bu dönemde İslâm ordusu Cûzecân, Talikan, Faryab ve Belh, Toharistan bölgesindeki şehirlerin hemen hemen bütününü, Kıbrıs ve Rodos adaları ile Ifrıkiyye bölgesini fethetti. Anadolu içlerinden Tiflis'e kadar olan bölge fethedildi.

    Bazı fitneler neticesinde çıkan isyan olayları sırasında vefat etti.

    ALI B. EBU TÂLIB (r.a.)

    Rasûlullah'ın amcasının oğlu, damadı, dördüncü halife. Babası Ebû Talib, annesi Kureyş'ten Fâtıma binti Esed, dedesi Abdulmuttalib'tir. Künyesi Ebu'l Hasan ve Ebû Tûrab (toprağın babası), lâkabı Haydar; ünvanı Emîru'l-Mü'minin'dir. Ayrıca “Allah(c.c.)'ın Arslanı” ünvanıyla da anılır.

    Doğumu

    Ali, hicretten 20 yıl önce dünyaya gelmiştir. Allah(c.c.) Rasûlü'nün amcası Ebu Talib'in en küçük oğludur. Künyesi Ebu Hasan veya Ebu Türab'dır.

    Ailesi

    Ali, Peygamber'in amcası Ebu Talib'in oğludur.

    Ali'nin annesi kocasının ölümünden sonra Müslüman olmuş ve Medine'ye hicret etmiştir. Vefat ettiğinde Allah(c.c.) Rasûlü mübarek elbisesini göndermiş ve onu kefen olarak kullanmalarını emretmiştir.

    Ali (r.a), 14 erkek 9 kız çocuğuna sahiptir. Bunlardan Hasan, Hüseyin, Zeyneb ve Ümmü Gülsüm, Hz. Peygamber'in kızı Fatıma'dan olmadır. Ali, Fatıma hayatta iken ikinci bir kadınla evlilik yapmamıştır. Onun diğer evlilikleri Fatıma'nın vefatından sonradır.

    Şemaili

    Ali ortaya yakın kısa boylu, koyu esmer tenli, iri siyah gözlü olup, sakalı sık ve genişti. Sevâde b. Hazala'nın tarifinde sakalını bir defa kınalamış da sonra terk etmiş gibi sarıya yakındı.

    İslam’a Girmesi

    Rasul-i Ekrem İslam’ı anlatmak için Haşimoğullarını evine davet etti. Yemekten sonra: "Ey Abdülmuttaliboğulları, ben özellikle size ve bütün insanlara gönderilmis bulunuyorum. Içinizden hanginiz benim kardeşim ve dostum olarak bana bey'at edecek" dedi. Yalnız Ali (r.a.) kalktı ve orada Rasûlullah'a onun istediği sözlerle bey'at etti.

    Hicreti

    Peygamber hicret etmeden önce elinde bulunan emanetleri, sahiplerine verilmek üzere Ali'ye bıraktı ve o gece Ali, Rasûlullah'ın yatağına da yatarak inanmayanları şaşırttı. Sonra Medine'ye hicret etti.

    İslam’a Hizmeti

    Hicretten sonra da hep Hz. Peygamber’in yanında bulunmuş, bütün savaşlara katılmıştır. Peygamber'in vefatı sırasında, hücresinde bulunanların başında geliyordu. Ebu Bekir halife seçildiği sırada Ali Rasûlullah'ın hücresinde tekfin ile mesgul idi.

    Ömer devrinde devletin bütün hukuk isleriyle ilgilenip adeta İslâm devletinin baş kadısı olarak görev yaptı. Hz. Osman (r.a)'in hilâfeti döneminde idarî tutumdan pek memnun olmamakla birlikte İslâm devletinin muhtelif vilâyetlerinden gelen şikayetleri hep Hz. Osman (r.a)'a bildirmiş ve ona hâl çareleri teklif etmişti. Hz. Osman (r.a)'i muhasara edenleri uzlaştırmak için elinden gelen gayreti sarfetti.

    Halifeliği

    Hz. Osman (r.a)'in şehâdetinden sonra İslâm'ın ileri gelen şahsiyetleri ona bey'at ettiler. Hilâfete geçtiğinde hâlledilmesi gereken bir çok problemle karşı karşıya kaldı. Bu karışıklıklar Cemel ve Sıffin gibi iç çatışmaları doğurdu. İslâm devleti bünyesindeki bu ihtilâfları giderme konusunda büyük fedakârlık ve gayretler gösterdi.

    Nihayet, Kûfe'de 40/661 yılında bir Hârici olan Abdurrahman b. Mülcem tarafindan sabah namazına giderken yaralandı. Bu yaranın etkisiyle şehid oldu.

    Devamlı olarak Peygamber'in yanında bulunduğu için Tefsir, Hadîs ve Fıkıh'ta sahabenin ileri gelenlerindendir. Hatta Rasûlullah'ın tabiri ile "ilim beldesinin kapısı" olarak ümmetin en bilgini idi.

    ABDURRAHMAN IBN AVF (r.a.)

    Rasûlullah'ın hayatta iken cennetle müjdelediği on sahâbîden ve ilk müslümanlardan biri. Asıl adı Abdulkâ'be veya baska bir görüşe göre Abdu Amr idi. Ebû Hz.Muhammed(s.a.s.)(s.a.s.) künyesi ile tanınır.

    Abdurrahman 'Fil Olayı'ndan yaklaşık yirmi yıl sonra dünyaya gelmiştir.

    Abdurrahman'ın annesi Sifâ binti Avf b. Adi'l-Hâris b. Zühre b. Kilâb idi. Kureyş kabîlesinin Zühreoğullarından Hâris'in oğludur.

    Hz. Peygamber'in Erkam'ın evindeki faaliyetlerine başladığı günlerde Islâm'a giren Abdurrahman'a bu ismi Rasûlullah vermiştir.

    Habesistan'a yapılan iki hicrete de katılmıştı. Nihayet Rasûlullah, ashâbı Medine'ye hicret etmeye teşvik edince, o da diğer ashâb ile birlikte hicret etmişti.

    Abdurrahman b. Avf (r.a.) Medine çarşısında alışverişe başlamış ve Allah(c.c.) ona büyük servet vermişti Ashâbın en cömertlerinden biri olduğu bilinen Abdurrahman b. Avf'ın birçok gazvede ve özellikle Tebük gazvesinde Allah(c.c.) yolunda büyük infâklarda bulunduğu bilinmektedir.

    Abdurrahman b. Avf (r.a.) artık bir hayli yaşlanınca Hz. Osman (r.a) devrinde çok sâkin bir hayat yaşamış ve nihayet hicretin 32. yılında Medine'de vefat etmiştir.

    Abdurrahman b Avf Peygamber'den çok hadis duymuş, fakat titizliğinden dolayı bunların hepsini nakletmekten çekinmiştir. Hadis mecmualarında ondan altmış beş kadar hadis nakledilmektedir.

    EBU UBEYDE B.CERRÂH (r.a.)

    Emînu'l-Ümme lâkabıyla anılan, ilk müslümanlardan ve aşere-i mübeşşere'den olan sahâbî. Asıl adı Amir b. Abdullah b. el-Cerrâh'tir. Kureyş kabîlesinin Fihroğulları’ndandır. Nesebi, Rasûlullah'ın nesebiyle dedelerinden Fihr'de birleşir.

    "Eminü'l-Ümme (ümmetin emini)" lâkabıyla meşhur olmuştur.

    Ebû Ubeyde, Hz. Ebû Bekir'in dâvetiyle veya Osman (r.a) b. Maz'un başkanlığında arkadaşlarıyla Rasûlullah'a giderek müslüman olmuştur. Habesistan'a göç edenler arasında ikinci kafiledendir. Ebû Ubeyde de diğer büyük sahâbîler gibi bütün gazalara katılmıştır. Mekke fethinde, Taif muhasarasında, Vedâ Haccı'nda hep Rasûlullah'ın yanında bulunmuştur. Ebû Ubeyde b. Cerrâh, Hz. Ebû Bekir'in hilâfetinden itibaren Ömer zamanında cihad hareketinde Suriye bölgesindeki fetihlere katıldı ve kumandan olarak yer aldı.

    Suriye, Mısır ve Irak'ı Amvas (Amevas) Tâunu diye tarihe geçen veba salgınında hastalanmış ve vefat etmiştir.

    SA'D B. EBI VAKKAS (r.a.)

    Sa'd b. Ebî Vakkas Malik b. Vuheyb b. Abdi Menaf b. Zühre. Babasi Malik b. Vuheyb'dir. Malik'in künyesi Ebî Vakkas olup, Sa'd bu künyeye nisbetle Ibn Ebî Vakkas olarak çağrılırdı. Rasûlullah (sav)'in annesi Zuhreoğullarından olduğu için, anne tarafindan da nesebi Rasûlullah (sav) ile birleşmektedir. Sa'd'ın annesi Hamene binti Süfyan b. Ümeyye'dir.

    Sa'd (r.a), ilk iman edenlerden biridir. Sa'd (r.a), Medine'ye hicrete kadar Mekke'de kalmıştır.

    O, Bedir, Uhud, Hendek, Hudeybiye, Hayber, Mekke'nin fethi ve diğer gazvelerin tamamına katılmıştır. Halifeler döneminde hem askerî, hem de siyasî alanda pek çok hizmeti olmuştur.

    Sa'd (r.a), Hicrî 55 yılında ikâmet etmekte olduğu Medine'nin dışındaki Akik vadisinde vefat etmiştir.

    SAID B. ZEYD (r.a.)

    Babası Zeyd b. Amr olup, nesebi Ka'b’da Rasûlullah ile birleşmektedir. Künyesi Ebul-A'ver'dir. Ebu Tür olarak da çağrılırdı.

    Annesi Fatıma binti Ba'ce'dir. Babası Zeyd, İbrahim (a.s)'in dini olan Hanifliğe tabi idi.
    Said, babası Zeyd'in kendisine telkin ettiği hanif dininin bilincinde olarak yetişmişti. Hz. Peygamber’e tabi olmakta gecikmedi.

    Ömer'in kızkardeşi Fatıma ile evli idi.

    Saîd b. Zeyd, Bedir savaşı hariç, Uhud, Hendek ve Rasûlullah'ın diğer bütün savaşlarına katılmıştır.

    Said (r.a), ömrünün son günlerini, Medine'nin dışında bulunan Akik vadisindeki çiftliğinde geçirdi ve burada yetmiş yaşını geçmiş olduğu halde Hicrî 50 veya 51 yılında vefat etti.

    TALHA B. UBEYDULLAH (r.a)

    Talha b. Ubeydullah b. Osman b. Amr b. Sa'd b. Teym b. Mürre b. Katb b. Lüeyy b. Gâlib el-Kurasî et-Teymî. Künyesi, Ebu Hz.Muhammed(s.a.s.)(s.a.s.)'dir.

    Talha, Islâm'a giren ilk sekiz kişiden ve Ebu Bekir aracılığıyla müslüman olan beş kişiden biridir.

    Talha; orta boylu, geniş göğüslü, geniş omuzlu ve iri ayaklı idi. Esmer benizli, sık saçlı fakat saçları ne kısa kıvırcık ne de düz ve uzundu. Güler yüzlü, ince burunlu idi. Saçlarını boyamazdı. Yürüdüğü zaman sür'atli yürür, bir yere yöneldiği vakit tüm vücudu ile dönerdi.

    Bedir'e katılmamış, sonraki birçok savaşa katılmıştır. Uhud günü Hz. Peygamber'i kahramanca müdafaa etmiştir.

    Cemel günü (h. 36), Mervan b. Hakem tarafindan öldürülmüştür. Vefat ettiği zaman tahminen 60-64 yaşlarındaydı.

    Talha, Peygamber Efendimiz’in bacanağıydı. Hanımlarından dört tanesi Rasûlullah'ın zevcelerinin kız kardeşleriydi.

    ZÜBEYR B. AVVAM (r.a)

    Zübeyr b. el-Avvam b. Huveylid b. Esed b. Abdi'l-Uzza b. Kusayy b. Kilâb b. Mürre b. Ka'b. b. Lüeyy el-Kurasî el-Esedî. Büyük oğlu Abdullah'tan dolayı "Ebû Abdillah" diye çağrılırdı. Hz. Peygamber'in dostu ve havarisi (yardımcısı), aynı zamanda halası Safiyye binti Abdulmuttalib'in oğludur.

    Ömer'in vefatından sonra, halife seçimini gerçekleştirmeleri için tayin ettiği altı kişilik "Ashabu'ş şûra" (danışma kurulu) üyelerindendir. Annesi kendisini "Ebu't-Tâhir" diye çağırırdı. Fakat Zübeyr (r.a) kendisini oğlu Abdullah ile künyelendirmiş ve bu künye ile tanınmıştır.

    Ilk müslümanların dördüncüsü veya beşincisidir. Ancak ne doğum tarihi, ne de kaç yaşındayken müslüman olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Habesistan'a da hicret etmiştir.

    Bütün savaşlara katıldığı gibi Mısır fethinde de önemli rol oynamıştır.

    Sıffın Savaşı’na katılmış ancak sonra savaştan çekilerek geri dönmüştür. Medine yolunda Temîm kabilesine ait bir su başına vardığında orada bulunan Amr b. Cürümüz onu takibe başladı. Vâdi's-Sibâ' denilen mevkide bir fırsatını bularak Zübeyr'i şehid etti.

  2. #2
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 23.01.07
    Mesajlar: 599

    RE: CENNETLE MÜJDELENEN SAHABİLER (AŞERE-İ MÜBEŞŞERE)

    s.a. Allah razı olsun ne mutlu onlara Rabbim şefaatlerine nail eylesin.Allaha emanet olun

  3. #3
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.09.06
    Mesajlar: 1.745

    RE: CENNETLE MÜJDELENEN SAHABİLER (AŞERE-İ MÜBEŞŞERE)

    SELAMÜNALEYKÜM KARDEŞİM ALLAH RAZI OLSUN.

  4. #4
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 08.03.07
    Yer: Dünya
    Mesajlar: 59

    RE: CENNETLE MÜJDELENEN SAHABİLER (AŞERE-İ MÜBEŞŞERE)

    VE ALEYKÜM SELAM
    RABBİM HEPİMİZDEN RAZI OLSUN

Benzer Konular

  1. Cennetle müjdelenen ilk ama sahabi Abdullah İbni Ümmü mektum
    Konu Sahibi gülefşan Forum Ashab-ı Kiram (Sahabeler)
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 31-03-2008, 10:53
  2. Aşere-i Mübeşşere
    Konu Sahibi MEHBUL Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 10-03-2008, 14:43
  3. Abdurrahman bin Avf (571-652) cennetle müjdelenen sahabi
    Konu Sahibi garipkalp Forum Ashab-ı Kiram (Sahabeler)
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21-01-2008, 13:56
  4. Aşere-i Mübeşşere
    Konu Sahibi Ravza_Nur Forum Ashab-ı Kiram (Sahabeler)
    Cevaplar: 16
    Son Mesaj: 22-11-2007, 11:54
  5. AŞERE-İ MÜBEŞŞERE'YE BENZEMEK
    Konu Sahibi sevvalmina Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 10-01-2007, 09:38

İşaretlemeler

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •